Ortak Estetik Yargıların Varlığını Kabul Edenler

Bu anlayışa göre güzellik, bütün nesnelerde farklı derecelerde bulunmaktadır; bu bireyin kişisel deneyimlerinden, alışkanlıklarından, tercihlerinden bağımsız olarak vardır.

Örneğin Selimiye Camisi, dünyada hiçbir insan kalmasa da yine güzellik değerini taşıyacaktır.

Platon:

Güzel, bir idea olarak gerçekten vardır. İdealar, diğer özellikleri yanında kendinden güzeldir. Asıl güzellik, hiçbir zaman değişmeyen gerçeklik olan güzellik ideasıdır. Akıl sahibi her varlık için güzel ideası ortaktır. Çünkü o akılla kavranır.

Aristoteles:

Güzellik, uyum, oran ve ölçülülüğün kaynaştığı bütündür.

Hegel:

Güzellik, Mutlak ruhun duyulur nesnelerde görünür hale gelmesidir.

Kant:

Güzellik, nesnenin taşıdığı bir değerdir. İnsanlar hoşlarına giden ya da gitmeyen bir şeyi duygularına göre değerlendirirler. Estetik yargı beğeni duygusuna dayanır. Ona göre bu beğeni duygusu her insanda bulunan ortak beğeniyle açıklanır.

Kant’a göre bir insan sanat eseri karşısında, “Bu güzeldir” derken, diğer insanların da onu güzel bulmasını ister. “Bir şiire güzel diyorsam, herkesin onu güzel bulmasını beklerim” der. Güzel beğenisi, çıkarsız bir hazdır. İnsanlar çıkar gözetmeden bir nesneye yöneldiğinde aynı güzelliği görecektir.

a)    Ortak estetik yargıların olmadığını ileri sürenler

Latincedeki “De gustibus non est disputandum” sözü (Türkçedeki yaygın ifadesi “renkler ve zevkler tartışılmaz”) öteden beri ortak estetik yargıların olamayacağını savunanların ana dayanağıdır. Bunlara göre herkesin bir zevki, bir beğenisi vardır. Kimi menekşeyi sever kimi orkideyi; kimi deniz kenarında tatil yapmayı sever kimi yaylalarda; kimi halk müziğini sever kimi klasik batı müziğini; kimi Picasso’yu sever kimi Rafaello’yu … yani herkesin bir zevki ve beğenisi vardır ve bunun doğruluğu ve yanlış-lığı tartışılamaz. Herkesin zevki ve beğenisi kendince doğrudur ve haklıdır. “onda ne bulu-yor” diyebilirsiniz ama onun zevkinin nedenini soramazsınız.

Felsefe tarihinde estetik yargıların ve hattâ ahlâksal ve mantıksal yargıların bile ortak olmadığını ve tartışılabileceğini söyleyenler önce sofistlerdir, sonra da duyumcular. Onlara göre, mademki bilgilerimiz duyumlarımıza bağlıdır; o halde herkesin kendi duyumlarıyla oluşturduğu bilgiler, verdiği hükümler doğrudur. Hiç kimse kendi duyumlarının daha doğru bilgiler vereceğini savunamaz. Zevk ve beğe-niye dayanan estetik yargılarda ise hiç söyle-yemez.

Kant, bu durumu şu şekilde açıklıyor. Bazı kişi-sel hoşlanmalar, o kişilerin eğilimlerine ve kişisel özelliklerine bağlıdır ve tartışılamaz. Ama estetik yargıların temeli olan güzel, o kadar kişisel değildir. Herkeste bulunan ortak estetik zevklere göre verilen bu estetik hüküm-ler tartışılabilir.

Düşünürler tarafından estetik yargılar üzerine iki farklı görüş geliştirilmiştir. Bu görüşlerden biri ortak estetik yargıların olamayacağını, diğeri ise olabileceğini savunan görüşlerdir.

Ortak estetik yargıların varlığını reddedenler: İnsanların estetik yargıları arasında bir uzlaşma olabilir mi? Birinin güzel dediğine bir başkasının da güzel demesini bekleyebilir miyiz? Bu konuda kimi düşünürler bunun mümkün olmadığını ileri sürer. Bunlardan biri B. Croce’dir. Croce’ye (Kroçe) göre, sanat eserleri üstüne verilen yargılar, ortak yargılar niteliğinde değildir. Çünkü sanat eserleri sanatçının ruhunda bir an için meydana gelen bir ifadenin (güzelliğin) maddi görünüşleridir. Sanat adına ortaya konan her ifade tarzı bireysel bir nitelik taşır. Bu nedenle herkesin bu ifade biçimi karşısındaki değerlendirmesi farklı olabilir. Öyleyse ortak estetik yargı olamaz.

Ortak estetik yargıların varlığını kabul edenler: Estetik yargıların genel – geçerliğini temellendiren Kant olmuştur. Kant’a göre sanat eserinin en önemli özelliği insanlarda ortak bir duygu oluşturmasıdır. Sanat eserinde ortaya konan güzellik, her türlü çıkardan uzak haz duymayı sağlar. Bir şeyden haz duyan kişi, başkalarının da aynı duyguya varmasını ister. Ortak duygu, zorunlu bir estetik duygudur. Bu duygu ortak estetik yargıyı gerekli kılar. Kant sorunu metafizik bir ortak estetik duygu prensibine dayanarak çözmek istemiştir. Günümüzde felsefe ve psikolojide yapılan araştırmaların ortaya koyduğu sonuç şudur: Estetik yargılarda, beğeni yargılarında görülen sapmalar tümden ortadan kaldırılamaz. Ancak, toplumlar arasındaki kültür farklılıklarının ve kişiler arasındaki eğitim farklılıklarının azaltılmasıyla oldukça aza indirilebilir.

ORTAK ESTETİK YARGILARIN OLUP OLMADIĞI

Estetik yargıların sübjektif yargılar olduğunu dolayısıyla kişiden kişiye değiştiğini ifade etmiş olmamıza rağmen felsefe tarihi içinde ortak estetik yargıların olup olmadığı konusu tartışıla gelmiştir. Bir kısım filozoflar ortak estetik yargıların varlığını reddederken, bir kısmı da olabileceğini kabul etmiştir.

ORTAK ESTETİK YARGILARIN VARLIĞINI REDDEDENLER

Estetik yargılar beğeniye dayanan yargılar olduğu için belirli bir ölçütü yoktur. Örneğin; metre, kilogram veya diğer ölçüm ve gözlem araçlarıyla ölçüme tabii tutamayız. Ayrıca estetik değerler belli bir kültür ortamında gelişmektedir. Kültür ortamlarının farklı olması estetik değerlendirmelerinde farklı olmasına sebep olmaktadır. Örneğin, İspanyol matadoru boğayı kanlar içinde bırakması İspanyol seyirciler tarafından zafer naraları ile algılanırken bu kültür ortamında yetişmemiş bir başka insan için olay hayvanın çektiği acı olarak algılanır.

Estetik yargılarda beğeni ve kültür bakımından farklı algılamalar olabileceği gibi, insanların psikolojik yönden farklı olmalarından dolayı da farklı algılamalar olacaktır.

Bu yaklaşımın en önemli temsilcisi B. Croce’dır. (Kroce, 1866-1952) Croce’ye göre sanat eseri ruhsal edinimdir. Yani sanat eseri bir öznel yaşantının bir ürünüdür. Sanat eserine bakan kişide aynı şekilde öznel bir yaşantı sonucu bu esere bakacaktır.

ORTAK ESTETİK YARGILARIN VARLIĞINI KABUL EDENLER

Bu görüşü savunanlar içerisinde en önemlisi Kant’ın görüşleridir. Kant bilimsel yargılar gib estetik yargılarında ortak değerleri ifade edebileceğini savunmaktadır. Ona göre, “Şu tablo güzeldir” yargısı ile “Su 100 derecede kaynar” yargısı arasında fark yoktur. Her ikisi de zorunlu ve genel geçer yargılardır.

Kant, bu durumu şu şekilde açıklar: “Şu tablo güzeldir” yargısı ifade edilirken bu yargıya ortak duyguya dayandırılarak ulaşılmıştır. Çünkü güzelin beğenisi çıkarsız ve özgün bir hazdır. Yani hiçbir karşılık gözetmeyen bakış, nesnedeki güzelliği görecektir. Herkes güzele böyle baktığı zaman ortak estetik yargılara ulaşmak mümkündür.

Bir Cevap Yazın