İnsan Ve Çevre İlişkisi

Canlıların uyum içinde yaşadıkları alana doğal çevre denir. Doğal çevrede canlıların kendi aralarında ve cansız varlıklarla bir madde alış-verişi ve uyumu vardır.

   Bir ormanda bitkiler, hayvanlar ve mikroskobik canlılar uyum içinde yaşarlar. Ormanda bu canlı gruplarından birinin yok olması, diğer canlıların olumsuz etkilenmesine neden olur.

Ağaçlar kesilirse, ormanda yaşayan canlı türleri yok olur, hava kirliliği çoğalır, yağış düzeni bozulur, toprak kaybı ( erozyon ) artar.

Kullandığımız yakıtlardan, kül ve zehirli gazlar havaya karışır. Arabaların egzozlarından ve bacalardan çıkan zehirli gazlar havadaki su buharı ile birleşerek asit yağmurları oluşturur.

Çevreye atılan, doğal dengeyi bozan çeşitli maddelere atık maddeler denir. Canlı kökenli organik atıklar bakteriler ve mantarlarca parçalanıp toprağa dönüştürülür. Bu atıklar mikropların üremesi için besi ortamı oluşturarak tehlikeli olabilirler. Plastik, cam, teneke gibi maddeler uzun yıllar bozulmadan kalıp çevre kirliliğine neden olurlar.

Doğada bırakılan atıklar; suyu, toprağı ve havayı kirletirler. Bunların hepsi canlıları direkt veya dolaylı olarak olumsuz etkiler.

Biz neler yapabiliriz?

* Okullarımızda dönüşüm kutuları oluşturarak, burada toplanan atıkları gerekli yerlere iletebiliriz.

* Demir ya da beton duvarlar yerine, uzadıklarında duvar görevide yapabilecek bitkiler kullanabiliriz.

* Okul bahçelerine çam gibi iki evcikli ağaçları değil ( ki bunlar tozlaşma yaptıkları için çocuklarda allerjiye neden olurlar ) ıhlamur, çınar, kestane gibi ağaçlar dikebiliriz. Bu ağaçlar kuşlara da ev görevi yapacaklardır.

 

* Sınıflarımızda, özellikle fenveteknoloji labaratuvarında değişik saksı bitkileri yetiştirebiliriz.

* Bunların hiç birisini yapmıyorsak bile, bitkilere ve çevremize zarar vermemeye dikkat ederek de doğaya yardımcı olabiliriz.

Daha geniş bilgi için www. tema.org.tradresini ziyaret edebilirsiniz.

SU VE SU KİRLİLİĞİ

Canlıların, canlılık olaylarını gerçekleştirmek için suya gereksinimleri vardır.

Hücrelerin büyük bölümü sudur. İnsan ağırlığının %60 ı sudur. Bitkiler madensel tuzları suda çözülmüş olarak alırlar.

Dünyanın 3/4 ü sularla kaplı olmasına rağmen içilebilecek su oranı % 0,003 tür. Her gün daha da azalmaktadır. İçilebilecek sular baraj, göl ve gölet suları ile kaynak, artezyenlerden temin edilir.

İÇME SUYUNUN TEMİZLENMESİ

Akarsulardan, göl ve baraj göletlerinden alınan sular içilebilecek hale gelmesi için beş kademeli işlemden geçirilir.

Dinlendirme

Suların büyük havuzlarda dinlendirmeye alınarak, içindeki taş toprak gibi taneciklerin dibe çökmesidir.

Havalandırma

Dinlenen su ya yüksekten bırakılır, ya da fıskiyelerden püskürtülerek oksijence zenginleştirilir. Oksijen ve güneş ışığı suyun kokusunu giderir, bazı mikropları öldürür.

Çöktürme

Bazı kimyasal maddeler ( sap ) suyun üstüne serpilerek suda asılı bulunan maddeler dibe çöktürülür.

Süzme

Suyun filtrelerden geçirilerek bulanıklığın giderilmesidir.

İçilecek suyun özellikleri

* Renksiz, kokusuz ve saydam olmalı.

* Sıcaklığı 6°C ile 12°C arasında olmalı.

* İçinde yeteri miktarda madensel tuzlar bulunmalı.

* Suya sertlik veren kalsiyum tuzları fazla olmamalı.

* İçinde hastalık yapan mikroplar bulunmamalı,

* İçimi, tadı iyi olmalı.

Su Kirliliğinin Nedenleri

* Sanayi ve ticari kuruluşlardan bırakılan atıklar ( deterjan, petrol, boya, ağır metaller, diğer sıvı atıklar…)

* Tarım ilaçları ve gübrelerin aşırı oranda kullanılması.

* Hayvansal ve evsel atıklar.

* Sulara bırakılan kurşun, cıva, kalsiyum gibi ağır metaller.

* Kanalizasyonların nehirlere dökülmesi.

Su Kirliliğinin insana ve çevreye etkileri

* Kirli sular, deniz, göl ve nehirlerdeki canlıları olumsuz yönde etkiler.

* Kirli suları doğrudan kullanan insanlar, kolera, dizanteri, ishal, bağırsak parazitleri gibi hastalıklara yakalanırlar.

* Sanayi tesislerinden bırakılan yağlı atıklar, suların yüzeyini kaplayarak oksijenin suya geçişini engeller. Oksijen yetersizliğinden, suda yaşayan canlılar yok olurlar.

Su kirliliğini  önlemek için alınacak önlemler

* Atık su bırakan tesisler, arıtma yapmalıdır.

* Tarımda yapay gübre ve ilaç kullanımı çok dikkatli ve dozunda yapılmalıdır.

* Orman alanları korunmalı ve çoğaltılmalıdır.

* Şehirlerin kanalizasyon şebekelerindeki kirlilik arıtılmalıdır.

* Gübrelikler ve çöplükler, su kaynaklarından uzak yerlerde olmalıdır.

TOPRAK VE TOPRAK KİRLİLİĞİ

Canlıların üzerinde yaşadığı, canlılara besin kaynağı olan taş kürenin üst tabakasına toprak denir. Toprak çok uzun sürede oluşur.

* Canlılar için gerekli su ve mineraller toprakta bulunur.

* Bitkiler ( sebze, meyve…) toprakta yetişerek canlıların temel besinlerini oluşturur.

* Toprak, yer altına inen ve kaynak suyu olarak yeryüzüne çıkan suları süzerek içilecek hale getirir.

* Çok miktarda bitki ve hayvanın yaşamına olanak sağlar.

Toprağın Yapısı Ve Türleri

Toprağın yapısında; organik maddeler, inorganik maddeler, su, hava ve çok sayıda mikroorganizma bulunur. İçindeki bitki ve hayvan artıklarının bakteriler ve mantarlar yardımıyla parçalanması sonucu oluşan topraklara humuslu toprak denir. Humuslu topraklar verimlidir. Rengi siyaha yakındır. Rengi gri ve sarıya yakın topraklar verimsizdir.

Dört tür toprak vardır:

* Humuslu ( tınlı ) toprak

* Kumlu toprak

* Killi toprak

* Kireçli toprak

Toprak Kirliliği Ve İnsan Sağlığına Etkileri

Çok uzun sürede oluşan topraklar, çok çeşitli etkenlerle kirlenir veya su ve rüzgarlarla taşınarak yok olur. Aşırı sulama, kentleşme ve kumul hareketleri, toprağı kullanılmaz hale getirir.

EROZYON

Toprağın en verimli olan üst katmanlarından başlayarak su ve rüzgarlarla taşınmasıdır. Erozyonda en önemli rol insanlarındır. Kesilerek, yakılarak yok edilen ormanlar, aşırı otlatma sonucu yok edilen bitki örtüsü, eğimli alanlarda toprak tarımı yapılması, erozyona neden olan başlıca etkenlerdir.

Erozyonu önlemek için:

* Ormanlık alanlar korunmalı ve çoğaltılmalıdır.

* Eğime dik, kontür sürüm ve ekim yapılmalıdır.

* Barajlar yapılarak akarsuların akış hızları düşürülmelidir.

* Aşırı  rüzgar alan alanlara rüzgar kıran setler yapılmalıdır.

* Mera ve otlaklar korunmalı ve iyi kullanılmalıdır.

Toprağın erozyonla, tuzlanma ve kumul hareketleriyle yok olması tarımsal üretimi düşürür. Önlem alınmazsa üretim yok olur.

MADDE ÇEVRİMİ

Canlıların yaşamı için gerekli su, fotosentez için gerekli karbondioksit ve azotlu besinler için azotun doğada bir dolanımı ( çevrimi ) vardır.

AZOT ÇEVRİMİ

Hücrelerin temel yapı taşı proteinlerdir. Proteinlerin yapısında ise Azot ( N ) bulunur. Havada % 78 oranında azot bulunmasına rağmen, bitkiler ve hayvanlar bunu direkt olarak kullanamazlar. Bitkiler, bazı bakteriler ( azot bağlayan bakteriler ) tarafından hava azotunu bir dizi reaksiyon sonucu suda çözülebilecek nitrat tuzlarına dönüştürülmüş şekliyle, kökleri ile alırlar. Bunları protein, vitamin ve nükleik asit yapımında kullanırlar. Canlılar öldüğünde, azot ayrıştıran bakteriler yardımıyla yeniden havaya kazandırılır.

KARBON ÇEVRİMİ

Karbon atomları organik bileşiklerin temel yapı taşıdır. Karbon, havadaki karbondioksit ( CO2 ) ten sağlanır. Yeşil bitkiler, fotosentezde havanın karbondioksitini su ile birleştirerek organik besinleri yaparlar.Tüm canlılar bu organik besinleri solunumda oksijenle yakarak CO2 şeklinde havaya geri verirler. Yeşil bitkilerin azalması, havadaki CO2 oranının artmasına neden olur. Bu da sera etkisine yol açar. Sera etkisi ise fazla ısınmaya neden olur.

SU ÇEVRİMİ

Canlıların yaşayabilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. İnsan vücudunun % 60 – 70’i sudur. Hücrelerdeki biyo kimyasal olaylar için su gereklidir. Su çevriminin büyük bölümü yeryüzü sularının buharlaşma ve yağış döngüsüyle, az da olsa fotosentez – solunum döngüsü ile gerçekleşir.

ÇEVRE TAHRİBATININ NEDENLERİ

İnsan, yaşadığı çevre ile devamlı bir ilişki içindedir. İnsan nüfusunun artması, çevredeki kaynakları daha çok kullanmayı gerektirir. Bu ihtiyaçları karşılarken çevrede önemli değişiklikler olur. Bu değişiklikler yapılırken çevrede önemli kirlenmeler olur. Çevre kirliliği suyun, havanın ve toprağın kirlenmesidir. Çevre kirliliğinin önemli nedenleri şunlardır.

* Hızlı nüfus artışı

* Sanayileşme

* Kentleşme ve ekonomik faaliyetler

EKOSİSTEM

Aynı çevrede bulunan varlıkların tümüdür. Örneğin Uludağ ekosistemi denildiğinde; Uludağ da yaşayan tüm bitkiler, hayvanlar, bunların bulunduğu toprak, hava ve su anlaşılır.

Bir ekosistemde;

* Canlıların birbiriyle ve çevresiyle ilişkilerini inceleyen bilim dalı ekoloji,

* Aynı tür canlıların oluşturduğu topluluğa populasyon,

* Bir canlının içinde doğal olarak yaşadığı ve çoğaldığı yere de habitat denir.

 

BESİN ZİNCİRİ

Bir ekosistemde yaşayan canlılar üçe ayrılır. Bunlar üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılardır. Bu üç canlı grubu arasında besin ve enerji akışı vardır. Bu akışa besin zinciri denir. Besin zincirinin ilk halkasını üretici olan yeşil bitkiler oluşturur. Yeşil bitkiler ihtiyaçları dışındaki besini depolar. Bu depo edilmiş besini otçullar alırlar. Otçulları da etçiller yiyerek enerjiyi ve besini almış olurlar. Böylece besin ve enerji zincirinin bir halkasından diğerine geçer. Her gruptan bir diğerine geçerken enerjide azalma görülür. Bu nedenle üst gruplara gidildikçe canlı sayısı azalır.

Besin zincirinde bir basamak yok edilirse üsttekiler yok olur, alttakiler çoğalır.

Beslenme şekline göre canlılar ikiye ayrılır.

* Üreticiler ( ototroflar ) : Yeşil bitkilerdir. Besinlerini fotosentez yoluyla üretirler. Ürettikleri besinleri kendileri kullandıkları gibi fazlasını depo ederler.

* Tüketiciler ( heterotrof ) : Besinlerini hazır olarak alırlar. İnsanlar, hayvanlar, mantarlar, bakteriler, parazit canlılar bu gruba girer.

Besinlerini dışarıdan alan canlılardan hayvanlar üçe ayrılır.

* Otçullar: At, eşek, tavşan….

* Etçiller: Kurt, çakal, tilki, kaplan….

* Hem etçil hem otçullar: İnsan, ayı, balık, kaplumbağa….

Heterotrof canlılar, yaşam biçimlerine göre de üçe ayrılır.

1- Çürükçül yaşam ( saprofitlik) : Ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarını parçalayarak besin sağlayan canlılara çürükçüller denir. Bakteriler ve mantarların büyük kısmı çürükçüldür. Çürükçüller, organik maddeleri parçalayıp inorganik maddelere dönüştürürler.

 

2 – Ortak yaşam ( simbiyoz ) : İki veya daha fazla canlının bir arada yaşamasıdır. Ortak yaşamda yararlı birlikler, zararlı birlikler diye ikiye ayrılır.

* Yararlı birlikler: Bu da kendi içinde tek taraflı yararlı birlikler, çift taraflı yararlı birlikler diye ikiye ayrılır.

* Tek taraflı yararlı birlikler de, canlılardan yalnız biri bundan yararlanır, diğeri zarar görmez. Köpek balığı ile dolaşan küçük balıklar.

* Çift taraflı yararlı birlikler de her iki canlı da birbirinden yararlanır. Likenler, azot bakterileri ile baklagiller.

Liken, su yosunu ile mantarın bir arada yaşamasından oluşur. Yosun, fotosentez yapar, besin ve oksijen üretip mantara verir. Mantar da yosuna su ve karbondioksit verir.

Zararlı birlikler ( parazitlik )

Bir arada yaşayan canlılardan birinin diğerine zarar vererek yaşamasıdır. İkiye ayrılır.

* İç parazitlik: Tenya, bağırsak solucanı, hastalık yapan mikroplar.

* Dış parazitlik: Bit, pire, kene gibi canlılar.

3 – Böcek Yiyen Canlılar: Azot ihtiyaçlarını böceklerden karşılayan bitkilerdir. İbrikotları ( nephentes ), diyonea ve diyoseralar dır.

HAVA VE HAVA KİRLİLİĞİ

Havanın canlılar için önemi

* Canlılar havasız yaşayamaz.

* Solunum için bazı canlılar ( insanlar ve oksijenli solunum yapan canlılar ) oksijene gereksinim duyarlar. Havadaki oksijen, suya ve toprağa geçer, buradaki canlılarda oksijen kullanır.

* Yeşil bitkiler, fotosentez yaparken havadaki karbondioksiti kullanır ve oksijen üretir.

* Havanın azotu bazı bitkiler tarafından,bakteriler yardımıyla alınarak protein yapımında kullanılır. Neden bu kadar önemli? Canlıları temel yapısını proteinler oluşturur.

* Havadaki su buharı da canlılar için önemlidir.

Hava Kirliği ve Canlı Sağlığına Etkileri

Havayı gaz ve katı maddeler kirletir. Hava kirliliğine neden olan etkenler şunlardır:

* Sanayi tesislerinden filtre edilmeden bırakılan gazlar.

* Araç egzozlarından çıkan gazlar.

* Fosil yakıtların ( petrol ve kömür ) yanmasından oluşan gazlar. Fosil yakıtların yanması ile havaya karışan karbon oksitleri, kükürt oksitleri ve azot oksitleri asit yağmurlarına neden olur.

* Flora klora karbon gibi itici ve soğutucu olarak kullanılan gazlar, ozon tabakasına zarar verir. ( Bu antlaşma Brezilya’da ulusların imzasına açılmış ve bu antlaşmaya iki ülke imza koymamıştır, bunlardan bir tanesi Amerika Birleşik Devletleri, bir tanesi de bizim ülkemizdir. ) Güneşin radyoaktif özellik taşıyan ışınları yer yüzüne ulaşır.

Kirli Havanın Etkileri İse Şunlardır;

* Solunum sistemi hastalıkları ( Astım bronşit, akciğer kanseri… ) na neden olur.

* Yeşil alanlar yok olur. Hayvancılık, tarım  olumsuz etkilenir.

* Dolaşım sistemi hastalıklarına ( kalp yetmezliği, damar tıkanıklığı gibi ) neden olur.

* Kağıt, kumaş, sanat eserleri, tarihi kalıntılar, araçlar, evimiz gibi eşyaların yıpranmasına neden olur.

* Kirli havada biriken kurşun oranı saçlarımızın dökülmesine neden olur.

Hava Kirliliğinin Önlenmesi

* Sanayi tesisleri katı, sıvı ve gaz atıklarını arıtarak doğaya bırakmalı, yönetim bu gereçler için sanayi kuruluşlarına uzun vadeli ve düşük faizli krediler vererek kontrolü çevre örgütlerine devir etmelidir.

* Havayı kirletmeyen doğal gaz, rüzgar, güneş enerjisi ve nükleer enerji  gibi enerji kaynakları desteklenmelidir.

* Bacalardan ve egzozlardan çıkan gazlar, yenilenebilir enerji kaynakları kullanılarak zararsız hale getirilmelidir.

* İnsanların yeşil bitkileri ve ormanları kullanmaları sağlanarak,yeşil alanlar çoğaltılmalıdır.

* Evlerin çevrelerinin beton duvarlarla çevrilmesi yasaklanarak, belediyeler aracılığı ile mülklerin yeşil bitkilerle sınırlandırılması sağlanmalıdır. desteklenmelidir.

Bir Cevap Yazın