bebeklik ergenlik, yetişkini, yaşlılık ile ilgili konunun anlatımı ve resimleri

Bebeklik Dönemi

Doğumdan 12. ayın sonuna kadar (0-12 aylar) olan süreye bebeklik dönemi, bu dönemdeki bireye de bebek denir. Bebeklik dönemi, özelliklerine göre aşağıda sıralanan iki kısımda incelenir:

* Yeni doğan dönemi; 4 haftalık (ilk 28 günlük) yaşam süresidir. Bu dönemdeki bebeğe yeni doğan denir. Bebeğin, bir hafta içinde göbeği düşer ve iyileşir. Bu dönemde bebek, anne karnındaki duruş şeklini korumaya çalışır. Kol ve bacakları kontrolsüz hareket eder. Yakalama, tutunma, emme gibi refleksleri vardır. Günde ortalama 16-22 saat uyur. Bu dönemdeki gereksinimlerinin karşılanma zamanı, yeri ve biçimi, bebeğin ruhsal gelişmesini ve kişiliğini etkiler.

* Yeni doğan sonrası dönem ; 5 ve 52. haftalar arasındaki yaşam dönemidir. Bebek bu dönemde hızlı bir şekilde fiziksel ve ruhsal olarak büyürhe – gelişme sürecindedir. Bebek, 8. haftadan sonra başını kontrol edebilir. Bebeğin bu dönemde de annesine bağımlılığı sürer. Annesinin sevgi ve bakımı bebeğin güven duygusunu geliştirir.

Anne karnından ayrılan bebek, birçok olumsuz etkenin bulunduğu dış ortama uymaya çalışır. Bu dönemde, kalıtımsal özelliklerinin ve yaşadığı ortamın etkileriyle belirli fiziksel ve ruhsal özellikler kazanır .. Yaşamla ilgili gereksinimlerinin karşılanma durumu, hem bu dönemdeki hem de ilerideki ruhsal gelişimi ve kişiliğini etkiler.

Gereksinimlerinin hemen karşılanmasını bekler, engellenmek istemez. Bu dönemde bebek, hastalıklara karşı oldukça duyarlı ve korumasız olduğundan özel bir bakım gerekir.

Beslenmesinden temizliğine ve aşılarına kadar birçok gereksinimi zamanında karşılanmazsa bebeğin sağlıklı olarak yaşamını sürdürmesi zorlaşır. Yeterli bakım ve ilginin olmaması sonucu gerçekleşen bebek ölümleri, ülkelerin sağlığa verdikleri önemi gösterir

 


 

Çocukluk Dönemi

Çocukluk dönemi, 1-6 yaşlar arasını kapsayan dönemdir. Bu dönem kendi arasında özerklik ve oyun dönemi olmak üzere ikiye ayrılır.


Özerklik dönemi, 1 -3 yaşlar arasındaki dönemdir. Bu-jıa anal dönem ya da tuvalet eğitimr dönemi de denir. Bu dönemde çocuğa, aşırı baskı yapmadan ve çocukta tepki yaratmadan kararlı bir şekilde dışkılama eğitimi verilir.

Eğitime, 12. ile 15. aylar arasında başlanmasMjy-gunolur. Bu dönemde çocuk yürümeye, konuşmaya, çevresini araştırmaya başlar.1 Bağımsız yaşama ve çevresinde bir yer edinme isteği görülür. Anne baskıcı bir tutum takınırsa çocuk, ilerdeki yaşamında aşırı sessiz, sakin, içine kapanık, her şeye boyun eğen bir kişilik geliştirebilir.

Annenin aşırı serbest ve kısıtlamayan tutumu ise çocuğun inatçı, kural tanımayan, vurucu – kırıcı olmasına neden olabilir. İnatçı ve vurucu – kırıcı olan çocuğu engellemek yerine dikkatini,başka yöne çekmek, sorunları hafifletebilir.

Anneye bağımlı durumdan çıkmaya başladığı bu dönemde çocuğun yemeğini kendi başına yeme isteği desteklenmeli, yatak odası ayrılmalıdır. Oyun dönemi, 3-6 yaşlar arasındaki dönemdir. Bu döneme fallik dönem ya da okul öncesi dönem de denir. Bu dönemde çocuk kendi işini kendishyapmak ister.

Girişken, canlı, hareketli, oyunu ve paylaşmayı seven, yaşıtlarıyla ilişki kurabilen kişilik kazanmıştır. Öğrenmeye karşı çok istekli olduğundan sürekli soru sorar ve konuşur. Hayal gücü çok gelişmiştir. Masal kahramanlarına ve çizgi filmlere karşı ilgisi fazladır. Olayları abartarak ve çarpıtarak anlatır, rıyla iyi ilişkiler içindedir.

 


Ergenlik dönemi

Bu maddedeki bazı bilgilerin kaynağı belirtilmemiştir. Ayrıntılar için maddenin tartışma sayfasına bakabilirsiniz. Maddeye uygun biçimde kaynaklar ekleyerek Vikipedi’ye katkıda bulunabilirsiniz.

 

Bu maddedeki üslubun, ansiklopedik bir yazıdan beklenen resmî ve ciddi üsluba uygun olmadığı düşünülmektedir. Maddeyi geliştirerek ya da konuyla ilgili tartışmaya katılarak Vikipedi’ye katkıda bulunabilirsiniz.

Ergenlik (puberte), insanlarda meydana gelen “yetişkinliğe ilk adım” evresidir. Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir. Ergenlik, bireyde çocuksu tutum ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı, bireyin erişkin rolüne psikolojik ve somatik olarak hazırlandığı dönemdir. Çocukluk çağı olarak adlandırılan yaşlarda, sosyal toplum bilinci (süperego) gelişmemişken, ergenlik dönemine giren gençlerde toplumsal kabullenilme, bir grubun parçası olma (süperego ve ego) kavramları gelişir. Vücut hormonlarından cinsiyet ile ilgili olan (sekonder cinsiyet hormonları) östrojen veya androjenlerin üretimi bu dönemde pik yaptığından ergen adayının psikolojisi sebepsiz değişimler gösterir. Ergenlik dönemi insanlardaki 5 dönemden biridir. Ancak bilim adamlarının ergenlik dönemi ile ilgili görüşü sadece çocuklar belli bir yaşa geldiğinde bu döneme girince sadece yavaş yavaş yetişkinlik kazandıkları için BM ve bilim insanları ergenliğe girenlerinde hâlâ çocuk olduğunu kabul eder.

Genel olarak 12-21 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır.

Ergenliğe giriş yaşı; genetik (ailesel), ırk, sosyoekonomik şartlar (çocuk yaşta evlendirme, ağır bedensel yük altında çalıştırılan çocuklar) ve iklim gibi faktörlerden etkilenir. Bazı Zenci kabileleri ve eski Araplarda ergenlik iklimin etkisiyle daha erken başlarken Kuzey yarım küredeki Norveç, Finlandiya gibi az güneş alan soğuk bölgelerde ergenlik yaşı daha geçtir.

Ergenliğe giriş için kesin bir zaman yoksa da genel olarak kızlar 9-13 yaş arasında ve erkeklerden daha erken ergenliğe girerler. Bu nedenle yaşamın bu döneminde kızlar erkeklerden fiziksel olarak birkaç yıl önce gelişirler

 


 

Yetişkinlik Dönemi

Yetişkinlik dönemi 21-65 yaşları arasını kapsar. İnsanların en verimli olduğu, daha önceki gelişme dönemleri sağlıklı geçirilmişse olumlu, üretken bağımsız bir yaşamın kurulabildiği bir dönemdir.

Yetişkin ve olgun bir insan para kazanmaya, birilerine yardım etmeye çabalar. 21-35 yaşları arasında meslek ve eş seçimi yapar.

Bu dönem ilk ciddi sorumlulukların üstlenildiği ve yaşantıya yön veren bir çağdır. Bu dönemin ilk yıllarında birey istediği işe girememe, meslek içi ya da aile içi çatışma gibi sorunlarla karşı karşıya kalabilir. Bu sorunların üstesinden gelen yetişkin, ilerideki yaşantısını sağlıklı sürdürmede önemli bir adım atmış olur. Eğer sorunları çözmede başarı sağlayamazsa daha sonraki yıllarda beklentilerine ve hayallerine ulaşıp ulaşamadığını sorgulayarak bunalıma düşebilir.

Erkekler 50-55 yaşlar arasında andropoz (yaş dönümü), kadınlar ise 45-50 yaşları arasında menopoza (âdetten kesilmeye) bağlı sıkıntılar yaşar. Bu sıkıntılar kişiden kişiye değişebilir. Yetişkinlik dönemini ruhsal yönden sağlıklı sürdürmek, zamanı ve koşulları iyi değerlendirmeye, sosyal ilişkileri geliştirmeye bağlıdır.

 



 

YAŞLILIK DÖNEMİ

Hangi Yıllar?

Aslında yetişkinlik ve yaşlılık arasında kesin bir sınır yoktur. Daniel Levinson ileri yetişkinlik (yaşlılık) yıllarını 65 ve ilerisi olarak tanımlamış; diğer gelişim psikologları ise 65-85 arasını genç yaşlı, 85 ve ilerisini yaşlı yaşlı olarak isimlendirmiştir.

Yaşlılıkta Fiziksel Gelişim

3 sistemde belirgin değişiklikler ortaya çıkar: İskelet-kas sistemi, solunum sistemi, dolaşım sistemi

1) İskelet-Kas Sistemi: kas liflerinin yapısı değişir, küçülür sayıları azalır. Kaslardaki sinir iletimi zayıflar. Kalsiyum azalmasına bağlı kramplar görülür. Kemiklerde minareler azalır. Hareket serbestliği ve hareketin hızı azalır. Kemik ve eklem yerlerine kireçlenme ve dejenerasyonlar ortaya çıkar.

2) Solunum Sistemi: solunum yolları esnekliğini kaybeder. Bronşlarda bozulma ortaya çıkar, göğüs kafesi daralır ve havadan alınan oksijenin geçişi yavaşlar.

3) Dolaşım Sistemi: kalp esnekliğini kaybeder. Kalp kapakçıklarında bozulma ve kireçlenme ortaya çıkar. Kalp kasları zayıflar, kalp atışı yavaşlar ve kan basıncı yükselir.

Bütün Bunlarla Başa Çıkmada Egzersiz İşe Yarar mı?

Yaşlanmakta olan kişilerde egzersiz psikolojik sağlıkla ilişkili bulunmuştur. Kişilerin egzersiz ile dayanma güçleri artar. Egzersiz yaparken beta endorfin salgılar ve bu da duygular üzerinde olumlu yönde etkilidir.

Yaşlılıkta Seks ve Yaşlılarla İlgili Kalıp Yargılar

Çünkü insanların çoğu 65-75 arasındaki insanların çok sağlıksız, günlük yaşamı sürdürmede zorlanan kişiler olduğunu düşünür ama bu durum çoğunlukla gerçekçi değildir. Yaşlılıkta cinselliğin olmadığı düşünülüyor ancak gerçekte devam edebiliyor.

Yaşlılıkta Sağlık

Yaşlılarda yüksek tansiyon çok belirgindir. Yine eklem iltihabı, işitme kaybı ve kalp hastalıkları da görülebiliyor. Kadınlarda yüksek tansiyon, romatizma ve görme bozuklukları daha fazlayken, erkeklerde işitme kaybı daha fazladır.

Yaşlılıkta Bilişsel Gelişim

Piaget’e göre yaşlılıkta formal işlemsel düşünce gelişmez. Eğer formel eğitim alındıysa görülür ama alınmadıysa görülmez.

Schai Yetişkinlik Dönemindeki Bilişsel Gelişimi 4 Evreye Ayırır:

1- Kazanma dönemi: lise yıllarını da içeren bir dönemdir. Kişi nispeten korunmuş bir çevrede belirli becerileri kazanıyor. Başarısızlığa uğrama olasılığı var ama bu durumda yetişkinlerden destek alıyor.

2-Başarma: üniversite yıllarıdır. Kazandığı bilgiyle bir şeyler başarma dönemidir. Bu dönemde nispeten daha yalnızdır. Başarısızlıklarının sonuçlarına yalnız katlanıyor.

3- Sorumluk: Kişi o ana dek öğrendikleri ve tecrübeleri ile oldukça deneyimli bir durumdadır. Bilişsel açıdan yapması gereken öğrendiklerini gelecek kuşaklar için kullanmak.

4- Tekrar Bütünleştirme Dönemi: Birey sahip olduğu her şeyi bir üst basamakta yeniden bütünleştiriyor. Bu bilgileri niçin biliyorum sorusunu sorar.

Yaşlılıkta Sosyal Duygusal Gelişim

Erikson’a göre bu dönemdeki çatışma ego bütünlüğüne karşı umutsuzluktur. Yaşlılar kendi yaşamlarına dönüp bakarlar. Ego bütünlüğüne ulaşmış olanlar iç huzur duyarlar. Ancak yaşamını anlamlı ve doyumlu bulmayanlar bu dönemde pişmanlık duyuyorlar ve mutsuz hissediyorlar.

Emeklilik

Tek başına travma değildir. Eğer kişi kendisini hazırlamışsa bu durumu darbe olarak algılamıyor. Eğer evlilik doyumu yüksekse emeklilik çok etkili olmuyor. Yaşlılıkta insanların iyi ve kötü yönleri daha çok sivriliyor.

Evlilik Doyumu

Yaşlılıkta evlilik doyumu önemlidir. Eş kaybı önemli bir problemdir. Genellikle erkekler daha erken vefat ediyor. Kadın yalnız kalıyor. Çalışmamış olan kadının üzüntüsü daha büyük olur. Çünkü rol kaybı daha fazladır.

Eş Kaybı ve Cinsiyet Farklılıkları

Erkeklerin daha fazla ümitsizlik ve yalnızlık hissettikleri bulunmuştur. Eşi ölen kadın için tanımlanmış roller var ama erkek için yok. Genellikle bakımını başkası üstleniyor.

Yaşlılıkta Arkadaşlık

Yaşam doyumunu arttıran faktörlerden biridir. Benlik saygısını arttırıyor ve stres ile mental problemlerle başa çıkmada olumlu yönde ilişkili. Erkekler bu dönemde daha çok eşlerinin arkadaşlığına yaslanırken, kadınların daha fazla arkadaşları oluyor.

Çocuklar ve torunlar

Çocuklar ve torunlarla kurulan olumlu ilişkiler yaşlıyı yaşama bağlıyor. Büyükannelik ve babalık önemli toplumsal rollerdir. Bu dönemde torunlar yaşlıların eski psiko-sosyal aşamaları tekrar düşünmesini sağlar ve onların kişilik gelişimlerine katkıda bulunur.

 

 


Bir Cevap Yazın